bulanınca dünya da bulanıyor.
sırtım ağrıyınca her yer ağrıyor.
ara verdim.
yatakta.
televizyonun hali.
benim halim.
4 Mart 2011 Cuma
yatçaz kalkçaz
yatçaz kalkçaz, uçurtma ne zaman? f.a.h.a.
bir aile, neden oluşur?
bir kişilik bir aile olur mu?
bir insan, bir kediden oluşan bir aile olur mu?
iki kadından ve iki erkekten olur mu?
iki çocuktan olur mu?
20 kişiden olur mu?
akşamları yemek yediğin...
hasta olunca aradığın...
onun dışındakiler zaten püf püf...
ailesiz günler dilerken sen, aileli günlere yelken açtı o.
aileyim, ailesin, aile.
bir aile, neden oluşur?
bir kişilik bir aile olur mu?
bir insan, bir kediden oluşan bir aile olur mu?
iki kadından ve iki erkekten olur mu?
iki çocuktan olur mu?
20 kişiden olur mu?
akşamları yemek yediğin...
hasta olunca aradığın...
onun dışındakiler zaten püf püf...
ailesiz günler dilerken sen, aileli günlere yelken açtı o.
aileyim, ailesin, aile.
it is so serious
sexually. inside joke. bla bla. hair. naughty. no. yes. you have a very good lawyer. six meetings. polisle vatandaşlar arasındaki ilişkiler. fransa. en fazla müslüman.
blog'um geri gelmiş
yazmak çok güzel. çok rahatlatıcı. rahatlayamamak neden bu kadar rahatsız edici?
yazmak çok güzel. sen de.
o kadar yamyamım ki... şey istiyorum, hani yaşadık öldük diyelim ki, sonra bir matematikçi gelse ve seninle olan zamanı arka arkaya koysa, aradaki boşlukları atsa, öyle bir şey istiyorum, ölmeden, arka arkaya, seninle.
halsizlik gitmiyor. pijamalarım mavi, siyah, pembe. shakira çok enerjili. bundan bahsedince, testesteron fışkırtıları hemen onun boyalı, ıslak, araba yıkamalı bir videosunu çıkarıyor. hafıza çok acayip. hadi bellek diyelim. videodan perşembe günü olan videoya uçtum. netlik olmadan görüntü üretme üzerine son derece rahatsız edici bir video. yine de iyi. ama adamın biri var. o uzak olsun.
sana dönelim. ah rüyalarım!
ne zamandır psikopat rüyalarım yoktu. ilki çay yapıyorum. iki şeye de su koyuyorum. neydi onun adı. iki cup. iki demlik mi? evet. ikisi de su. sonra misafirlere ikram ediyorum beğenmiyorlar. çay çok önemli bu ortamda. olmuyor. sonra yine deniyorum. şöyle: kağıtlar koymuşum alttaki cin lambası gibi olan şeye. kağıtların içinde çaylar yüzmüş. kağıt da değil peçete gibi. sonra peçeteli çay getiriyorum. yok onu da beğenmiyorlar. ama rüyadan da biliyorum ki haklılar. ben çay yapamıyorum. yeni gelin muhabetleri oluyor. ağlıyorum. babam beni koruyor. ağlamam da yapmacık gibi. hani ıııııı yapıp gözlerini ovuşturursun. hani masallarda.
ağır gelir dedi. ağır geldi dedi. ağır gelmesi olabilir mi? ağır olması çok kuvvetli bir duygu.
ikinci rüyam. z'yi vurdular. ah diye bağırdım. kanlar akıyordu. ne yapıyorsunuz diye kurtarmaya gittim. bir ok da bana attılar. sıyırdı. sonra tam camdan atlayacaktım ki uyandım bir sürü ceset arasından. planlayınca olmuyor. ben yazarken buluyorum kendimi hep. bu da benim hikayem.
mağazaları dolaştım. bu hep bana vakit kaybı gelmiştir. ama dünya böyle işlemiyor. kodlar, kültürel bıdılar. kendimizi sunma biçimimiz. en çok kitabım var. en çok kitapçılarda vakit geçirdim. ugly betty. sivilceler de hiç gitmedi. her yerim hep öpüldü. ama bu çok heyecan verici. hani, çok büyük. yani, arkadaşlarını sevmediğini anladığı an. herkes özüne dönüyormuş. benim özüm. özüm. öz. beklentililerden... telefon sesinden... başka ülkelerden... kaldığımız yerden... bu kadar özlemişken... deli gibi iken... deli gibi... deli gibi...
yazmak çok güzel. sen de.
o kadar yamyamım ki... şey istiyorum, hani yaşadık öldük diyelim ki, sonra bir matematikçi gelse ve seninle olan zamanı arka arkaya koysa, aradaki boşlukları atsa, öyle bir şey istiyorum, ölmeden, arka arkaya, seninle.
halsizlik gitmiyor. pijamalarım mavi, siyah, pembe. shakira çok enerjili. bundan bahsedince, testesteron fışkırtıları hemen onun boyalı, ıslak, araba yıkamalı bir videosunu çıkarıyor. hafıza çok acayip. hadi bellek diyelim. videodan perşembe günü olan videoya uçtum. netlik olmadan görüntü üretme üzerine son derece rahatsız edici bir video. yine de iyi. ama adamın biri var. o uzak olsun.
sana dönelim. ah rüyalarım!
ne zamandır psikopat rüyalarım yoktu. ilki çay yapıyorum. iki şeye de su koyuyorum. neydi onun adı. iki cup. iki demlik mi? evet. ikisi de su. sonra misafirlere ikram ediyorum beğenmiyorlar. çay çok önemli bu ortamda. olmuyor. sonra yine deniyorum. şöyle: kağıtlar koymuşum alttaki cin lambası gibi olan şeye. kağıtların içinde çaylar yüzmüş. kağıt da değil peçete gibi. sonra peçeteli çay getiriyorum. yok onu da beğenmiyorlar. ama rüyadan da biliyorum ki haklılar. ben çay yapamıyorum. yeni gelin muhabetleri oluyor. ağlıyorum. babam beni koruyor. ağlamam da yapmacık gibi. hani ıııııı yapıp gözlerini ovuşturursun. hani masallarda.
ağır gelir dedi. ağır geldi dedi. ağır gelmesi olabilir mi? ağır olması çok kuvvetli bir duygu.
ikinci rüyam. z'yi vurdular. ah diye bağırdım. kanlar akıyordu. ne yapıyorsunuz diye kurtarmaya gittim. bir ok da bana attılar. sıyırdı. sonra tam camdan atlayacaktım ki uyandım bir sürü ceset arasından. planlayınca olmuyor. ben yazarken buluyorum kendimi hep. bu da benim hikayem.
mağazaları dolaştım. bu hep bana vakit kaybı gelmiştir. ama dünya böyle işlemiyor. kodlar, kültürel bıdılar. kendimizi sunma biçimimiz. en çok kitabım var. en çok kitapçılarda vakit geçirdim. ugly betty. sivilceler de hiç gitmedi. her yerim hep öpüldü. ama bu çok heyecan verici. hani, çok büyük. yani, arkadaşlarını sevmediğini anladığı an. herkes özüne dönüyormuş. benim özüm. özüm. öz. beklentililerden... telefon sesinden... başka ülkelerden... kaldığımız yerden... bu kadar özlemişken... deli gibi iken... deli gibi... deli gibi...
1 Mart 2011 Salı
mide bulantısı
bugün hastanede bir kez daha büyüdüğümü anladım. sezaryen dahil başka ameliyatınız var mı? hamile olma ihtimaliniz var mı? çok korkutucu. herkes pıt diye doğum yapıyor. sanki aylarca hiç bir fiziksel değişim yaşanmıyor gibi günler geliyor geçiyor ve çat çocuk. pat çocuk. hop çocuk. sonra o hasta olacak. sonra o acıkacak. ben kendim acıkınca bu bir problemken.. ne kadar uzak geliyor. burnum nefes alamıyor. pipim çiş yapamıyor. midem öğütemiyor. kolum kalkmıyor. 30 sene sonra neye dönüşürüm kim bilir....... işler rutin ama hayata bağlıyor. insanlar kaba ama bazen sevgili oluyoruz. okumak zor ama bazen oluveriyor sayfalarca. bugünüm de böyle geçti. tanıdık ve tanışmadığım sevgilerle. bunda bir hal var. mide bulantısı geçmiyor. kanda iltihap var ne demek? kanda yani bu insanın makine olmuş halini anlayamıyorum. sanki öyle değilmiş gibi flört. sonra yine yokmuş gibi tuvalet, yani girişleri mum ışığında kutlarken çıkışları yadırgamak niye? sade, iyi ki boku ile yazmış. hande iyi ki kanı ile boyadı. ne yesem bilmiyorum. ıspanak demir verir. yani bu o kadar belli ki sigara akciğer öldürür. alkol uyuşturur. spor çalıştırır. o zaman niye tersini yapıyorum? hastayken her şey daha da sıkıcı ama diğer günlerden çok da farklı değil. kitabımız çıkacak. hani bir de şey var... yazıp yazıp aslında sormak istediklerini soranlar... ben de öyle miyim? insan olmak çok zavallıcıklı bir şey. ben insanım. kan var içimde. ve buna çok yabancıyım. ta ki hani damardan iğne ile girip...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
